<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>trekking.com.tr</title>
	<atom:link href="http://trekking.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://trekking.com.tr</link>
	<description>Nerede Olduğuna Aldırmıyorsan Kaybolmuş Sayılmazsın</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 15:29:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Çöl Sıcağında Zorlu Mücadele: Runfıre Cappadocia</title>
		<link>http://trekking.com.tr/col-sicaginda-zorlu-mucadele-runfire-cappadocia/</link>
		<comments>http://trekking.com.tr/col-sicaginda-zorlu-mucadele-runfire-cappadocia/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 15:29:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[ETKİNLİK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trekking.com.tr/?p=4260</guid>
		<description><![CDATA[‘Runfire Cappadocia’ dünyadaki ‘çöl maratonu’ konseptini Türkiye’ye getiriyor. Ultra maratona tarih ve doğanın bütünleştiği Kapadokya ev sahipliği yapacak. Argos Kültür Sanat tarafından düzenlenen ve 7 &#8211; 15 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek yarış için geri sayım başladı. Türkiye’nin ilk ultra maratonu olan ‘Likya Yolu Ultra Maratonu’ndan sonra bu sene ultra maratonlara yeni bir rota daha ekleniyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>‘Runfire Cappadocia’ dünyadaki ‘çöl maratonu’ konseptini Türkiye’ye getiriyor. Ultra maratona tarih ve doğanın bütünleştiği Kapadokya ev sahipliği yapacak. Argos Kültür Sanat tarafından düzenlenen ve 7 &#8211; 15 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek yarış için geri sayım başladı.</strong></p>
<p>Türkiye’nin ilk ultra maratonu olan ‘Likya Yolu Ultra Maratonu’ndan sonra bu sene ultra maratonlara yeni bir rota daha ekleniyor. Yine bir ilk olan, tarih ve doğanın bütünleştiği eşsiz bir güzelliğe sahip Kapadokya’da, Argos Kültür Sanat’ın organizasyonluğunda, TC Kültür ve Turizm<strong> </strong>Bakanlığı’nın desteği ile 7 &#8211; 15 Temmuz 2012 tarihleri arasında düzenlenecek ‘Runfire Cappadocia’da her parkur ayrı bir maceraya dönüşecek ve çöl sıcağında koşmanın dayanılmazlığı yaşanacak.</p>
<p><a href="http://trekking.com.tr/col-sicaginda-zorlu-mucadele-runfire-cappadocia/cavusin/" rel="attachment wp-att-4261"><img class="alignnone size-full wp-image-4261" title="cavusin" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/05/cavusin.jpg" alt="" width="604" height="454" /></a></p>
<p>Toplam 200 km’yi aşan ve her gün bir etabı koşularak 6 günde tamamlanacak olan Runfire Cappadocia’da Uçhisar, Güvercinlik Vadisi, Ortahisar, Acıgöl, Damsa Gölü, Yüksek Kilise, Güzelyurt, Ürgüp, Göreme, Avanos, Ihlara Vadisi ve Tuz Gölü’nden geçilecek. Rota’da bazen 1.700 metre yüksekliğe kadar çıkılırken bazen de 900 metre kadar aşağıya inilecek. Maraton Uçhisar’dan başlayarak, yine Uçhisar’da son bulacak.</p>
<p>International Association of Ultrarunners’ın bronz kategorisinde yer alan yarış, şimdiden uluslararası kurumlarca tanınmaya başladı. Dünyanın en seçkin ve prestijli dağ maratonlarından Ultra Trail du Mont Blanc’a (UTMB) akredite oldu, böylece Runfire<strong> </strong>Cappadocia’yı tamamlayan koşucular yüksek zorluk derecesi için verilen 4 puanı alarak dünyadaki diğer maratonlarda yarışma şansını yakalayacak.</p>
<p>Maratonun proje danışmanlığını ve yarış direktörlüğünü dünyada birçok ultra maraton koşmuş ve tamamlamış olan Prof. Dr.Taner Damcı yapacak.</p>
<p>Katılımcıların ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen konsept içerisinde yaratılan 4 farklı kategori ile herkese bu maratonun bir parçası olma ve heyecanlı atmosferi yaşama imkanı sunuluyor.</p>
<p><strong>Ultra Maraton</strong></p>
<p>Standart yarışma kategorisi olup koşucular, doğada ve zorlu koşullarda her gün ortalama 40 km olmak üzere 6 gün boyunca koşacaklar. Koşucular</p>
<p>yiyecek &#8211; içecek ve eşyalarını kendi sırt çantalarında taşıyacak, su, çadır ve medikal destek ise organizasyon tarafından karşılanacak.</p>
<p><strong>Discovery 6G</strong></p>
<p>Bir ultra maratonun gerçekten ne demek olduğunu, kendi sınırlarının nerede başladığını merak eden koşucular keşif etabında ultra maratoncularla yarışma imkanı bulacak. Keşif etabında yarışacak koşucular her gün ortalama 10-15 km olmak üzere 6 gün boyunca koşacaklar. Yiyecek-içecek ihtiyacı, organizasyon tarafından karşılanacak olan koşuculara, eşya ve diğer malzemelerinin taşınması konusunda da destek verilecek.</p>
<p><strong>Discovery 4G</strong></p>
<p>Zihnindeki ultra maraton koşucusunu sahada test etmek isteyen koşuculara 4 günlük gerçek bir ultra maraton deneyimi sunuluyor. Vakitle yarışanlar, Runfire Cappadocia’nın zorlu koşullarında ayakta kalma mücadelesi verirken, kendi sınırlarıyla ve ultra maraton kavramıyla tanışacaklar. Bu kategoride yarışacak koşucular her gün ortalama 10-15 olmak üzere 4 gün boyunca koşacaklar. Yiyecek-içecek ihtiyacı, organizasyon tarafından karşılanacak olan koşuculara, eşya ve diğer malzemelerinin taşınması konusunda da destek verilecek.</p>
<p><strong>Kurumsal Yarışlar</strong></p>
<p>Şirketlere özel bu kategoride takım ruhunu zor şartlarda test etmek için bulunmaz bir fırsat sunuluyor. 4 kişilik takımlardan oluşacak ekipler 4 gün boyunca yarışacak. Her takım üyesi günlük ortalama 10-15 km koşacak. Yiyecek-içecek ihtiyacı organizasyon tarafından karşılanacak olup ekiplere eşya ve diğer malzemelerinin taşınması konusunda da destek verilecek.</p>
<p>Daha detaylı bilgilere <a href="http://www.runfirecappadocia.com/">www.runfirecappadocia.com</a> adresinden ulaşılabiliyor.</p>
<p>Bilgi için:<strong> </strong>Argos İletişim, Funda Çetin (0212) 229 10 40 – (0533) 562 7175</p>
<p><a href="http://trekking.com.tr/col-sicaginda-zorlu-mucadele-runfire-cappadocia/runfire_2012_poster_rvz3/" rel="attachment wp-att-4262"><img class="alignnone size-full wp-image-4262" title="Runfire_2012_Poster_rvz3" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/05/RFCGorsel.jpg" alt="" width="425" height="595" /></a></p>
<p><strong> </strong></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Ftrekking.com.tr%2Fcol-sicaginda-zorlu-mucadele-runfire-cappadocia%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=80" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:80px;" allowTransparency="true"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trekking.com.tr/col-sicaginda-zorlu-mucadele-runfire-cappadocia/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kutuptan Kutuba Yolculuk Sona Erdi</title>
		<link>http://trekking.com.tr/kutuptan-kutuba-yolculuk-sona-erdi/</link>
		<comments>http://trekking.com.tr/kutuptan-kutuba-yolculuk-sona-erdi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 06:40:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[YERYÜZÜ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trekking.com.tr/?p=4250</guid>
		<description><![CDATA[İsveçli kaşif Johan Ernst Nilson’un yerkürenin en kuzey noktasından başlayıp en güney noktasında sona eren Zenith sponsorluğundaki ‘Kutuptan Kutuba Keşif ‘ yolculuğu, büyük başarı ile sona erdi. ‘İnsanoğlunun iklim değişikliği konusunda farkındalığını arttırmak’amacıyla hazırlanan proje ile Kuzey Buz Denizi’ndeki buzulların hızla erimesi, birinci elden gözlemlenerek önemli veriler elde edildi. Bu da yapıldı! Gezegenimizin en kuzey [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İsveçli kaşif Johan Ernst Nilson’un </strong><strong>yerkürenin en kuzey noktasından başlayıp en güney noktasında sona eren Zenith sponsorluğundaki ‘Kutuptan Kutuba Keşif ‘ yolculuğu, büyük başarı ile sona erdi. ‘İnsanoğlunun iklim değişikliği konusunda farkındalığını arttırmak’amacıyla hazırlanan proje ile Kuzey Buz Denizi’ndeki buzulların hızla erimesi, birinci elden gözlemlenerek önemli veriler elde edildi.</strong></p>
<p><a href="http://trekking.com.tr/kutuptan-kutuba-yolculuk-sona-erdi/kutuptan-kutba-kesif3/" rel="attachment wp-att-4251"><img class="alignnone size-medium wp-image-4251" title="Kutuptan Kutba Keşif3." src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/05/Kutuptan-Kutba-Keşif3.-620x465.jpg" alt="" width="620" height="465" /></a></p>
<p>Bu da yapıldı! Gezegenimizin en kuzey noktasından en güney noktasına ulaşıldı. Çevreci kâşif Johan Ernst Nilson&#8217;ın liderlik ettiği ve 2011 yılının Nisan ayında başlayan Zenith sponsorluğundaki Pole2Pole (Kutuptan Kutba) ekspedisyonu, dünyanın en saldırgan bölgelerini geçerek, Güney Kutbu’na 10 ay sonra ulaştı. Başarısını yerküreye adayan kaşif Johan E. Nilson, bu araştırması ile çevre için çok zararlı olan karbon emisyonlarını azaltmak için gerekli verileri topladı ve bu ekspedisyon sayesinde kamuyu ve yetkilileri, ilgili birimlere küresel ısınma konusunda eğitim verebilecek.</p>
<p><a href="http://trekking.com.tr/kutuptan-kutuba-yolculuk-sona-erdi/kutuptankutbaaa/" rel="attachment wp-att-4253"><img class="alignnone size-full wp-image-4253" title="kutuptankutbaaa" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/05/kutuptankutbaaa.jpg" alt="" width="605" height="340" /></a></p>
<p>Kutuptan Kutba projesi, insanoğlunun iklim değişikliği konusundaki farkındalığını artırmak amacıyla hayata geçirildi. Bu proje ile Kuzey Buz Denizi’ndeki buzulların hızla erimesi birinci elden gözlemlendi. Çevre dostu bu macera, iklimi en ufak şekilde dahi olumsuz etkilemiyor. Öyle ki, ‘çevre kâşifi’ olarak anılmayı tercih eden Johan Ernst Nilson, tüm yolculuğunu sadece doğanın güçleri (su, rüzgâr ve güneş) ve tabii ki kendi kasları dışında enerji kullanmaksızın gerçekleştirdi. İsveçli kâşif Johan Ernst Nilson, kırık kaburgaları ve donan ayak parmakları pahasına bunu başardı.</p>
<p><strong>Uç sıcaklık aralıkları</strong></p>
<p>Johan E. Nilson, bu özenli kutup yolculuğu sırasında etkileyici sıcaklık değişimleri yaşadı. Uzak Kuzey ve Antarktika’da soğuktan dondu, sonrasında Meksika Çölü’nde 50 C°’yi aşkın sıcaklıklara maruz kaldı ve güneş çarpması yüzünden yatağa düştü.</p>
<p><a href="http://trekking.com.tr/kutuptan-kutuba-yolculuk-sona-erdi/kutuptankutbaa/" rel="attachment wp-att-4254"><img class="alignnone size-full wp-image-4254" title="kutuptankutbaa" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/05/kutuptankutbaa.jpg" alt="" width="593" height="397" /></a></p>
<p><strong>Kutuplar yeniden keşfediliyor</strong></p>
<p>İsveçli kâşifin programı, en güçlü atletleri bile korkutacak kadar zorlu. 30 Mart’ta Kuzey Kutbu’nda yolculuğuna başlayan Nilson, Kutup Denizi buzlarının üstünde200 kilometreyürüyüp, Grönland’ın doğusundaki Svalbard Archipelago’ya ulaştı. Buradan Kuzey Buz Denizi üzerinden yelkenle Kanada’ya geçip bisikletle Kuzey ve Güney Amerika üzerinden, Amazon ormanlarını da aşarak sonunda Patagonya’ya vardı. Daha sonra ise kayak ve parafoil ile Güney Kutbu’na gitti ve iki aylık bir yolculuğun başlayacağı Antarktika’ya yelkenle ulaşıldı. Bir yıl kadar sürecek bu macera yerkürenin en kuzey noktasından başlayıp en güney noktasında sona erdi.</p>
<p><a href="http://trekking.com.tr/kutuptan-kutuba-yolculuk-sona-erdi/kutuptankutba-trek/" rel="attachment wp-att-4255"><img class="alignnone size-full wp-image-4255" title="kutuptankutba TREK" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/05/kutuptankutba-TREK.jpg" alt="" width="595" height="397" /></a></p>
<p><strong>Çevreci Kâşif Johan Ernst Nilson Kimdir?</strong></p>
<p>Dünyanın en tecrübeli kâşiflerinden biri olan İsveçli Johan Ernst Nilson;<strong> </strong>kendini dünyanın 100 farklı ülkesine götüren 28 yolculuğu başarıyla tamamladı. 1995 yılında, yürüyerek Alaska’yı geçti. 1998 yılında, Antarktika’da bilimsel bir araştırmaya katıldı ve 1999 yılında, Kuzey &#8211; Güney Geçidi’ni keşfetmeden önce, Kuzey Buz Denizi’nde köpek kızağıyla yolculuk yaptı. İklime Saygı Programı’nı kullanan Johan Ernst Nilson, o günden bu yana tüm keşiflerinde uyguladığı ‘İklime Tarafsız’ kavramını, 2008 yılında tamamladığı Yedi Zirve projesinde geliştirdi. Yedi kıtanın en yüksek dağlarının zirvesine, elbette Everest’in zirvesine de ulaştı. Çevreye yönelik duyarlılık üstlendiği her projenin temelini teşkil etti. Yedi Zirve tırmanışı da iklim değişikliğine yönelik duyarlılığıyla yakından ilişkili ve aynı duyarlılığı Kutuptan Kutba projesinde de görmek mümkün.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Ftrekking.com.tr%2Fkutuptan-kutuba-yolculuk-sona-erdi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=80" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:80px;" allowTransparency="true"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trekking.com.tr/kutuptan-kutuba-yolculuk-sona-erdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Bisiklet Yolları Yapılacak</title>
		<link>http://trekking.com.tr/yeni-bisiklet-yollari-yapilacak/</link>
		<comments>http://trekking.com.tr/yeni-bisiklet-yollari-yapilacak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Mar 2012 18:40:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[BİSİKLET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trekking.com.tr/?p=4207</guid>
		<description><![CDATA[Bisikletliler Derneği&#8217;nden yapılan açıklamaya göre bisikletin yaşam biçimi haline gelmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı çalışmalara başladı. Açıklamaya göre gelişmiş ülkelerde olduğu gibi küresel ısınmayı durdurmak ve yaşam standardını yükseltmek için harekete geçen Bakanlık ilk etapta bisiklet yollarının yapılması için hazırlanan projelere destek sağlayacak. Dernekten yapılan açıklamada hava kalitesinin artırılması, gürültünün azaltılması, trafiğin önlenmesi ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bisikletliler Derneği&#8217;nden yapılan açıklamaya göre bisikletin yaşam biçimi haline gelmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı çalışmalara başladı. Açıklamaya göre gelişmiş ülkelerde olduğu gibi küresel ısınmayı durdurmak ve yaşam standardını yükseltmek için harekete geçen Bakanlık ilk etapta bisiklet yollarının yapılması için hazırlanan projelere destek sağlayacak.</strong></p>
<p>Dernekten yapılan açıklamada hava kalitesinin artırılması, gürültünün azaltılması, trafiğin önlenmesi ve düşük karbon salınımı için çalışmalar yaptığı belirtilen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması için harekete geçti. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, ulaşım odaklı, güvenli bisiklet yollarının yapılması için hazırlanan uygun projelere her türlü desteği vereceklerini açıkladı.</p>
<p>Kararın Türkiye’de bisiklet kullanımının yaygınlaşması açısından önemli bir adım olduğunu söyleyen Bisikletliler Derneği Başkanı Murat Suyabatmaz, “Türkiye’de yaklaşık her yıl 1 milyon yeni bisiklet satılıyor. Ülkemizde 30 milyon kullanılabilir bisiklet var. Kullanıcı sayısı ise 50 milyonu buluyor. Kullanımın artması için güvenli altyapı ve topyekün çalışmalar yapılmalı. Bisikletin ülke ekonomisine katkısı çok büyük. Bisiklet kullanımı arttıkça tamamen ithalata dayalı olan akaryakıt tüketimi azalacak. Buna karşılık sağlık giderlerinden de tasarruf sağlanacak” diye konuştu.</p>
<p><strong>Bilinçlenme artıyor</strong></p>
<p>Türk halkının bisiklet kullanımı konusunda giderek bilinçlendiğini ifade eden Murat Suyabatmaz şöyle devam etti: “Enerji Bakanlığı’nın geçen yıl yaptığı ulusal ankette bisiklet ile ilgili sorulara katılımcıların yüzde 66.7’sinin ulaşım aracıdır yanıtını verdiği görülüyor. Bisikleti çocuk oyuncağı olarak görenlerin oranı ise yüzde 33.3 civarında. Bu halkın bilinç seviyesinin arttığını gösteriyor.”</p>
<p><strong>‘Parklar yapılmalı’</strong></p>
<p>Bakanlığın bisikletliler için aldığı bu karardan sonra önemli olanın doğru, güvenli ve ulaşım odaklı yol yapılması olduğunu ifade eden Suyabatmaz, “Karar kanun ve yönetmeliklerle desteklenmeli. Bunun yanı sıra il ve ilçelerde güvenli park alanları yapılmalı. Bisiklet toplu taşıma araçları ile entegre edilmeli” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Bisikletin bir çocuk oyuncağı olmadığını dile getiren Murat Suyabatmaz, “Bisiklet sıfır karbon salınımıyla dünyanın geleceğine dokunan bir araç. Bisiklet dünyamızı, sağlığımızı, çevremizi ve kesemizi koruyor” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p><a href="http://trekking.com.tr/yeni-bisiklet-yollari-yapilacak/bisikletlilerdernegi/" rel="attachment wp-att-4208"><img class="alignnone size-medium wp-image-4208" title="bisikletlilerdernegi" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/bisikletlilerdernegi-620x413.jpg" alt="" width="620" height="413" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Ftrekking.com.tr%2Fyeni-bisiklet-yollari-yapilacak%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=80" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:80px;" allowTransparency="true"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trekking.com.tr/yeni-bisiklet-yollari-yapilacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmit Körfezi’ndeki Hayat Fotoğraflarla Belgelendi</title>
		<link>http://trekking.com.tr/izmit-korfezindeki-hayat-fotograflarla-belgelendi/</link>
		<comments>http://trekking.com.tr/izmit-korfezindeki-hayat-fotograflarla-belgelendi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2012 16:37:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[SU DÜNYASI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trekking.com.tr/?p=4200</guid>
		<description><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin, İzmit Körfezi’nin temizlenmesi ve canlı yaşamının yeniden çoğalması için yaptığı çalışmalar meyvesini verdi. Denizdeki canlı yaşamını tehdit eden atıklar arıtma tesisleriyle kontrol altına alınarak Körfez’deki canlı türlerinin çoğalması sağlandı. Yapılan dalışlar sonucu Körfez’de 30’un üstünde balık türü tespit edilirken çekilen sualtı fotoğraflarıyla sergi açıldı. Dolphin Yunus Emre Kültür Merkezi’nde açılan sualtı sergisine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin, İzmit Körfezi’nin temizlenmesi ve canlı yaşamının yeniden çoğalması için yaptığı çalışmalar meyvesini verdi. Denizdeki canlı yaşamını tehdit eden atıklar arıtma tesisleriyle kontrol altına alınarak Körfez’deki canlı türlerinin çoğalması sağlandı. Yapılan dalışlar sonucu Körfez’de 30’un üstünde balık türü tespit edilirken çekilen sualtı fotoğraflarıyla sergi açıldı.</strong></p>
<p><a href="http://trekking.com.tr/izmit-korfezindeki-hayat-fotograflarla-belgelendi/sergi-trek/" rel="attachment wp-att-4201"><img class="alignnone size-full wp-image-4201" title="sergi TREK" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/sergi-TREK.jpg" alt="" width="595" height="397" /></a></p>
<p>Dolphin Yunus Emre Kültür Merkezi’nde açılan sualtı sergisine çok sayıda davetli katıldı. Sualtı çalışmalarıyla ilgili bilgi veren İSU Genel Müdürü İlhan Bayram Ekim &#8211; Kasım 2011’de Gölcük, Karamürsel, Başiskele ve Derince’de 18 farklı noktada 100’ün üstünde dalış yapıldığını dile getirdi. Genel Müdür Bayram, “Yapılan dalışlarda 30 ile 42 metrelerdeki sualtı yaşamı incelendi. Sualtı fotoğrafları çekildi. Körfez’de 30’un üstünde balık çeşidine rastlandı, 100’ün üstünde canlı çeşitliliği görüldü” şeklinde konuştu.</p>
<p><a href="http://trekking.com.tr/izmit-korfezindeki-hayat-fotograflarla-belgelendi/sergi/" rel="attachment wp-att-4202"><img class="alignnone size-full wp-image-4202" title="sergi" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/sergi.jpg" alt="" width="595" height="397" /></a></p>
<p>Kocaeli Üniversitesi Gazanfer Bilge Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Hamdi Aydın, Körfez’de elde edilen sonuçları mükemmel olarak nitelendirdi. Aydın, “Körfez giderek çok daha yaşanılabilir bir hal almaya başladı. Arıtma tesislerinin yapılmasından sonra balık türlerinde ve sayılarında artış oldu” dedi. Öte yandan Türkiye’nin her yerinden su altı fotoğrafçılarının Körfez’i görüntülemeye geldiği belirtildi. Uzmanlar, Körfez’in 1950 yıllardaki haline geri döndüğünü ifade ederek, Körfez’in konumu itibariyle sualtı turizm merkezi olma potansiyeline sahip olduğunu kaydettiler.</p>
<p><a href="http://trekking.com.tr/izmit-korfezindeki-hayat-fotograflarla-belgelendi/sergii/" rel="attachment wp-att-4203"><img class="alignnone size-full wp-image-4203" title="sergii" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/sergii.jpg" alt="" width="595" height="397" /></a></p>
<p>Temizliğin göstergesi olarak kırlangıçlar, gelincikler, tekirler, kalamarlar, denizatları, denizyıldızları, yengeç ve kabuklu canlılar bir bir görülmeye ve her geçen gün çoğalmaya devam ediyor. Balık akımları ile birlikte her gün yunuslar temizlenen körfez sularında boy gösteriyor. Sahiller, artan balık çeşitleri ile birlikte olta balıkçılarının akınına uğruyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Ftrekking.com.tr%2Fizmit-korfezindeki-hayat-fotograflarla-belgelendi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=80" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:80px;" allowTransparency="true"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trekking.com.tr/izmit-korfezindeki-hayat-fotograflarla-belgelendi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kış Ortası Sukuşu Sayımları</title>
		<link>http://trekking.com.tr/kis-ortasi-sukusu-sayimlari/</link>
		<comments>http://trekking.com.tr/kis-ortasi-sukusu-sayimlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2012 16:33:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[YERYÜZÜ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trekking.com.tr/?p=4194</guid>
		<description><![CDATA[KuzeyDoğa Derneği, Kars – Ardahan &#8211; Iğdır illerinde yapmış olduğu 2012 kış ortası sukuşu sayımı sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı. KuzeyDoğa Derneği’nin her yıl Kars, Ardahan ve Iğdır illerinin sulak alanlarında yapmış oldukları kış ortası sukuşu sayım sonuçları belli oldu. Kış ortası sukuşu sayımları (KOSKS) her yılın Ocak ve Şubat aylarında, sukuşlarının mevsimsel göç hareketlerinin en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KuzeyDoğa Derneği, Kars – Ardahan &#8211; Iğdır illerinde yapmış olduğu 2012 kış ortası sukuşu sayımı sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı.</strong></p>
<p>KuzeyDoğa Derneği’nin her yıl Kars, Ardahan ve Iğdır illerinin sulak alanlarında yapmış oldukları kış ortası sukuşu sayım sonuçları<strong> </strong>belli oldu. Kış ortası sukuşu sayımları (KOSKS) her yılın Ocak ve Şubat aylarında, sukuşlarının mevsimsel göç hareketlerinin en az olduğu ve sulakalanlarda bir araya geldikleri zamanlarda gerçekleştirilmektedir. Böylelikle sayım yapılan her sulakalanda her yıl aynı noktalardan yapılan standart sayımlar, uzun dönemde kuşların nüfus dinamiklerinin analiz edilmesinde kullanılabilmekte, o yıla dair mevsimsel verilerin kuşlar üzerindeki etkileri anlaşılabilmektedir. KuzeyDoğa Derneği 2008 yılından beri bu üç ildeki alanlarda düzenli sayımlar yapmaktadır.</p>
<p><a href="http://trekking.com.tr/kis-ortasi-sukusu-sayimlari/65-chs-trek/" rel="attachment wp-att-4195"><img class="alignnone size-full wp-image-4195" title="65 CHS TREK" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/65-CHS-TREK.jpg" alt="" width="596" height="397" /></a></p>
<p>KuzeyDoğa ekibi gönüllüleriyle beraber bu sene toplam 7 farklı sulak alanda sayım yaptılar. Bu alanlar Çıldır Gölü, Aygır Gölü, Kura Nehir boyu, Kuyucuk Gölü, Aras Nehri boyu, Karasu &#8211; Aralık Sazlıkları ve Çalı Gölü. Bu alanlardan Kuyucuk Gölü, Aygır Gölü ve Çalı Gölü tamamen donduğundan bu alanlara sadece gidilmiş, fakat hiç sukuşu görülmemiştir. Diğer alanlarda ise 24 türden toplam 804 kuş sayılmıştır. Önceki yıların aksine Iğdır’da bulunan Karasu &#8211; Aralık sazlıklarının da yoğun geçen kış nedeniyle kısmen donduğu gözlendi. Fakat yine en çok sukuşu bu alanda sayıldı.</p>
<p>Görülen türler arasında en dikkat çekici kuş büyük karabaş martı oldu. Büyük karabaş martı daha çok ülkemizin batı kesiminde kış aylarında gözlenen bir tür. Ancak Iğdır’ın Karasu- Aralık sazlıkları gibi kışın donmayan ufak sulak alanlarda görmek mümkün. Bu büyük karabaş martının Türiye’nin en doğusundan ilk kaydı. Her sene olduğu gibi bu sene de en çok sayılan kuş sakarmeke (<em>Fulica atra</em>) oldu. İkinci en çok görülen kuş türü ise küçük batağan (<em>Tachybaptus ruficollis</em>), üçüncü ise çamurcun (<em>Anas crecca</em>) ördeği.</p>
<p><a href="http://trekking.com.tr/kis-ortasi-sukusu-sayimlari/2-chs/" rel="attachment wp-att-4196"><img class="alignnone size-full wp-image-4196" title="2 CHS" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/2-CHS.jpg" alt="" width="595" height="397" /></a></p>
<p>Sayımlar esnasında ziyaret edilen Tuzluca çöplüğünün ise halen kış aylarında kızıl ve kara akbabaların uğrak yeri olduğu ve birçok akbabanın yiyeceğin iyice azaldığı bu aylarda çöplükten beslendiği de görüldü. 2008 Ocak ayında üç farklı akbaba türünden toplam 60 birey alanda görülürken bu sene yaklaşık 15 birey kara ve kızıl akbaba sayıldı. Eski sayımların aksine kara akbaba sayısının kızıl akbabadan daha fazla olduğu da görüldü.</p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Ftrekking.com.tr%2Fkis-ortasi-sukusu-sayimlari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=80" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:80px;" allowTransparency="true"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trekking.com.tr/kis-ortasi-sukusu-sayimlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kent İçlerinde Yok Edilen Doğal Ortamlar!</title>
		<link>http://trekking.com.tr/kent-iclerinde-yok-edilen-dogal-ortamlar/</link>
		<comments>http://trekking.com.tr/kent-iclerinde-yok-edilen-dogal-ortamlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2012 07:45:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trekking.com.tr/?p=4189</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa’nın en zengin bitki coğrafyasına sahip olan ülkemizle, İngiltere, İskoçya, İrlanda, Almanya, Fransa vb gibi ülkeleri karşılaştırdığımız zaman, saydığımız bu ülkelerin koyu yeşil, ülkemizin ise ancak yeşilimsi, hatta sarımsı ve kahverengi olduğunu fark ederiz. Yemyeşil bir ülke olan İngiltere’de, 1.855 çeşit çiçek bulunuyor. Sadece Maraş’ta ise, bu sayı 2.500 ve endemik çiçek sayısı da 500. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Avrupa’nın en zengin bitki coğrafyasına sahip olan ülkemizle, İngiltere, İskoçya, İrlanda, Almanya, Fransa vb gibi ülkeleri karşılaştırdığımız zaman, saydığımız bu ülkelerin koyu yeşil, ülkemizin ise ancak yeşilimsi, hatta sarımsı ve kahverengi olduğunu fark ederiz.</strong></p>
<p><a href="http://trekking.com.tr/kent-iclerinde-yok-edilen-dogal-ortamlar/dsc3426-trek/" rel="attachment wp-att-4190"><img class="alignnone size-full wp-image-4190" title="DSC3426 TREK" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/DSC3426-TREK.jpg" alt="" width="600" height="400" /></a></p>
<p>Yemyeşil bir ülke olan İngiltere’de, 1.855 çeşit çiçek bulunuyor. Sadece Maraş’ta ise, bu sayı 2.500 ve endemik çiçek sayısı da 500. Türkiye’de, her altı günde bir, yeni bir çiçek keşfediliyor&#8230;</p>
<p>Doğu Anadolu’da bulunan 500 çeşit çiçek, dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan endemik çiçeklerdir. Munzur, Keşiş Dağları, eşsiz çiçeklerin yaşama alanlarıdır. Kop Dağı, 3 bin metre yükseklikte, 200 çeşit eşsiz çiçeği barındırır. Palandöken Dağları’nda karlar eriyince, nadir çiçekler cenneti oluşur. Kuzeydoğu Anadolu’nun 3 bin metrelik dağları, haziran ayında 2 bin çeşit çiçekle bezenir&#8230;</p>
<p>Babadağı, dünyada korunması gereken 100 dağ arasındadır. Kaz Dağları’nda 900 çeşit bitki bulunur ve bunun 37’si endemiktir. Küre Dağları’nda bulunan Çatak Kanyonu, dünyanın 4. büyük kanyonudur… Bu anekdotları sayfalar hatta kitaplar dolusu sürdürebiliriz. İşte, tüm bu sahip olduğumuz doğal değerlere, eşsiz bitki, çiçek ve coğrafya güzelliklerine rağmen, Avrupa ülkelerine göre, yeşil değil yeşilimsiyiz!</p>
<p>Çok değil, kısa sayılacak bir zaman önce, Tarabya, Sarıyer, Kilyos arası kesintisiz ormanlarla kaplıydı. Bugün ise bu bölgede her halde 1 kilometre kesintisiz devam eden orman alanı kalmamıştır. Araya ya konut alanları, inşaat sahası ve siteler, ya da dallanıp budaklanarak her yerde boy gösteren asfalt yollar, benzin istasyonları, restaurantlar, çiftlikler, fabrika binaları, vb gibi yeşilden çalan yapılaşmalar sokulmuştur.</p>
<p>Belgrat Ormanları, işte bu araya sokuşturulan beton, asfalt ve çelik malzemeler sayesinde, ancak üçte birlik oranlarda ayakta kalmaya çalışmaktadır.</p>
<p>Nerede güzel bir doğa parçası görsek; ‘ya burayı da kaybedersek!’ korkusu sarıyor benliğimizi…</p>
<p>Örneğin, Amasra’nın denize bakan yamaçlarını her baharda yabani susam çiçekleri kaplar. Boztepe’de susamlar mor açar. Babadağı, soğanlı çakal nergisleri gibi 59 çeşit endemik bitkiye ev sahipliği yapar (42’si tehlike altındadır). Abant Gölü’nde,  mormenekşe renkli Abant çiğdemleri göl yamaçlarını süsler. İstanbul’un endemik madımağı, turuncu, beyaz Kalkedon çiğdemleri, Kilyos peygamber dikenleri, İstanbul keteni, alaca sığırkuyruğu gibi ve bitki ve çiçekleri yaşama savaşı vermekte.</p>
<p>Ancak şu bir gerçek ki, ne Amasra’da, Ne İstanbul’da, ne Maraş’ta, ne de yurdun bir başka güzel köşesinde, bu bitkiler ve çiçekler güvencede değiller. Betonlaşma ve konut çılgınlığı, bu eşsiz yabanıl ortamları yaşayamayacağı alanlara doğru sürgün etmektedir.</p>
<p>İstanbul’un endemik madımağı, çiğdemleri, peygamber dikenleri, dağ yıldızı, alaca sığırkuyruğu gibi ve bitki ve çiçekleri, kumsal bitkileri birer birer İstanbulluları terk etmiştir. Gerçekte ise, onları metropolden atan, yok eden İstanbullular olmuştur.</p>
<p>Son yıllarda, ‘Yeşil Şehirler’ kavramı dünya ülkelerinin gündeminde önemli bir yere oturmuştur. Bu amaçla, doğayla uyumlu, bitkilerle içi içe, beton, asfalt, çelik ve plastikten uzak kalmaya çabalayan bir ‘kent yaşam alanı konsepti’ oluşturulmaktadır.</p>
<p>Ülkemizde yaşanan ise, bunun tersidir. Tüm illerde, daha önce halkın soluk alabileceği, stresini atabileceği yeşil alan olarak ayrılmış kent içi alanları, ne yazık ki birer birer, kent hemşerilerinin gözlerinin içine baka baka, işin tuhafı, hiçbir tepki, itiraz, memnuniyetsizlik belirtisi dahi almayarak betonlaştırılmaktadır.</p>
<p>Bunun en güzel örneğini, önce ferah yeşil alanlarıyla cazip hale gelen ve daha sonra klasik ‘yok oluş’ öyküsünü yaşamaya başlayan Beylikdüzü, Ataköy gibi beldeler vermektedir. Bu beldelerden Beylikdüzü, son beş senede korkunç bir betonlaşma yaşayarak, gözü dinlendiren, soluk aldıran, havasını temiz kılan yeşil ve boş alanlarını birer birer kaybetmiştir ve kaybetmeye devam etmektedir. Son yapılan işlerden birisi de, sulak alan, bataklık özelliği gösteren, bu habitata uygun her çeşit, saz, kamış, eğrelti otu, atkuyruğu, yabani çiçekler vb gibi bitkileri barındıran, bataklık ve sazlıklara uyumlu canlılara yaşam veren alanlar, ağır iş makineleriyle ve kimbilir hangi garip amaç için yerle bir edilmektedir.</p>
<p>Yerel yöneticiler göre, (uzun yıllar sulak alanlara da aynı gözle bakıldığı gibi) boş ve işe yaramaz alan, kayıp maddi değer, konut yapılacak harika bir parsel olarak görülen ve daha önce yeşil alan olarak ayrılan bölgeler, bir an önce betonlaştırılmalıdır.</p>
<p>Gerçekte ise bu kırlık ve doğal dokular, doğal yaşam bölgelerinden, gezegenimizde denge oluşturan, yaşamamız için gerekli olan alanlardan başka bir şey değildir. Çoğumuzun göremediği, görmeden geçtiği, her baharda yeşererek, boy, renk ve yaşama sevinci veren eşsiz bitkilerle, çiçeklerle, çeşit çeşit böceklerle, kelebeklerle, canlılarla doludur.</p>
<p>Alçak boylu, açık mavi renkli minik çiçekleriyle yavşan otları, macenta renkli çiçekler açan arsız ebegümeciler, toprağı yeşil bir halı gibi saran yoncalar, sarı çiçekli ekşi yoncalar, yaprak yaprak yeşeren yedi damarlı otları, böğürtlen dikenleri, nisanda ortalığa çıkan beyaz, turuncu çiğdemler, mor renkli sümbül çiçekleri, sarı açan mercangüller, beyaz şemsiye çiçekli civan perçemleri, labadalar, kazayakları, ısırganlar, ayrık otları, eğreltiler ve daha nice adı bilinmez bitki ve çiçek barınır bu saklı cennetlerde.</p>
<p>Yeşil alan yaratmak denilince ilk akla gelen, var olan doğal kırların, mikro sulak alan ve bataklıkların kazınıp atılması, kendi halindeki yabanıl ağaçların kesilmesi, beton yollar yapılması, plastik veya demir kent mobilyalarının sağa sola yerleştirilmesi, yeşil alana askeri bir düzen ve disiplin verilmesi, boy atan bitkilerin kesilip biçilerek, çeşitli formlara dönüştürülmesi, yürek sıkıcı, ağacı, çiçeği, bitkisi kokmayan, huzur vermeyen, içi açmayan yapay doğal ortamların oluşturulmasıdır.</p>
<p>Hiç kimsenin, hiçbir yerel yöneticin aklına, kent içindeki, mahalle arasındaki doğal bir ortamı, kendi doğallığında korumak, ağacına, çalısına, dikenine, kamışına, sazlığına, çimenine, çiçeğine bulaşıp karışmamak, boy atan çiçekleri kesip atmamak, sadece ortamı daha da yeşertecek müdahaleyi yapmak, doğal patikalar bırakmak, minik tepecikler ve yamaçlar yaratmak, yoksa minik su gözeleri oluşturmak, varsa var olanı korumak, betonu, asfaltı, şekil verilmiş fabrikasyon taşları, çeliği ve plastiği bu doğal ortamlara bulaştırmamak gelmez!</p>
<p><strong>OYSA ŞEHİRLERDE YAŞAYANLARIN,  BU TÜR DOĞAL ORTAMLARA ÇOK AMA ÇOK İHTİYAÇLARI VAR!</strong></p>
<p><strong>LÜTFEN KENT İÇİNDEKİ KIRLARA, MİKRO SULAKALANLARA, SON KALAN KÜÇÜK SAZLIKLARA VE YEŞİL ALAN OLARAK AYRILAN ALANLARA DOKUNMAYALIM!</strong></p>
<p><strong>Çevre Misyonu Platformu / ÇEVREM, fotoğraf: İsmail Şahinbaş</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Ftrekking.com.tr%2Fkent-iclerinde-yok-edilen-dogal-ortamlar%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=80" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:80px;" allowTransparency="true"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trekking.com.tr/kent-iclerinde-yok-edilen-dogal-ortamlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bisikletle Dünya Turuna Çıkan Çift, İstanbul’daydı</title>
		<link>http://trekking.com.tr/bisikletle-dunya-turuna-cikan-cift-istanbuldaydi/</link>
		<comments>http://trekking.com.tr/bisikletle-dunya-turuna-cikan-cift-istanbuldaydi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Mar 2012 14:24:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[BİSİKLET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trekking.com.tr/?p=4179</guid>
		<description><![CDATA[Asya ve Güney Avrupa’da sağlığa erişim koşulları ile ilgili farkındalık yaratmak ve destek toplamak için tandemle (çift kişilik bisiklet) dünya turuna çıkan Fransız çift, geçtiğimiz günlerde İstanbul’da Sanofi çalışanları ile buluştu ve deneyimlerini paylaştı. Tandemle 1 yılda 11 bin kilometre yol yapacak olan Marie ve Pascal Houdant çifti, kurdukları web sitesinde hem günlük tutuyor hem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Asya ve Güney Avrupa’da </strong><strong>sağlığa erişim koşulları ile ilgili farkındalık yaratmak ve destek toplamak için tandemle (çift kişilik bisiklet) dünya turuna çıkan Fransız çift, geçtiğimiz günlerde İstanbul’da Sanofi çalışanları ile buluştu ve deneyimlerini paylaştı.</strong></p>
<p><a href="http://trekking.com.tr/bisikletle-dunya-turuna-cikan-cift-istanbuldaydi/attachment/1332159457/" rel="attachment wp-att-4180"><img class="alignnone size-medium wp-image-4180" title="1332159457" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/1332159457-620x313.jpg" alt="" width="620" height="313" /></a></p>
<p>Tandemle 1 yılda 11 bin kilometre yol yapacak olan Marie ve Pascal Houdant çifti,</p>
<p>kurdukları web sitesinde hem günlük tutuyor hem de kat ettikleri kilometreleri satarak STK’lara bağış topluyor.</p>
<p>Sanofi Grup bünyesinde çalışırken tanışıp evlenen Marie ve Pascal Houdant çifti geçen Ağustos ayında, tandemle (çift kişilik bisiklet) 1 yıl sürecek bir dünya turuna çıktılar. Amaçları Güney Doğu Asya ve Güney Avrupa ülkelerinde sağlığa erişim hizmetlerini iyileştirmek için çalışan derneklerle buluşmak, bu derneklerin faaliyetlerine şahit olmak, ihtiyaçlarını tespit etmek ve seslerini dünyaya duyurmak.</p>
<p><strong>Sanofi’de çalışan çifti patronları finanse ediyor</strong></p>
<p>İkisi de Fransa’da Sanofi çalışanı olan Marie ve Pascal Houdant çifti, dünya turunu finanse etmek için Sanofi’nin de aralarında bulunduğu şirket ve kuruluşlardan destek görüyor. Çift ayrıca uğradıkları ülkelerde Sanofi çalışanları ile buluşup deneyimlerini paylaşıyor. Şubat sonunda İstanbul’a gelen çift, hem Sanofi merkez ofiste hem de Lüleburgaz fabrikada çalışanlarla buluştu ve onlarla hem yolculukta hem Sanofi’nin Fransa ofisinde edindikleri deneyimleri paylaştılar.  <strong></strong></p>
<p><strong>1 yılda 10 ülke ziyareti ve 11 bin kilometre yol yapacaklar</strong></p>
<p>Tandemle yolculuğa Hong Kong’dan başlayan Marie ve Pascal, Laos, Vietnam, Kamboçya ve Tayland’a uğradı. Şubat’ın son haftasında İstanbul’a uçan çift, yaklaşık bir hafta Türkiye’de vakit geçirdikten sonra turun ikinci adımının ilk durağı olan Yunanistan’a ulaşmak için tandemleriyle yola koyuldular. Yunanistan’ın ardından Arnavutluk ve İtalya’ya uğrayacak olan çift, Temmuz’da son durak olan Strazburg’a ulaşacak. Yaklaşık 1 yıl süren bisiklet turu boyunca çift, 10 ülke ziyaret etmeyi ve toplam 11 bin kilometre yol kat etmeyi hedefliyor.</p>
<p>www.letandemclasante.net adlı web sitelerinde yolculukları ile ilgili günlük tutan çift, böylece hem deneyimlerini herkesle paylaşmayı hem de dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan insanların sağlığa erişim koşulları ve ihtiyaçları ile ilgili farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Sitede bir proje yürüten çift, kat ettikleri kilometreleri satıyor. Kilometreleri satın almak isteyenler, her bir kilometre başına sitede yer alan sivil toplum kuruluşlarına 1 Euro bağış yapıyor. Marie ve Pascal çifti bu site aracılığı ile farklı bölgelerde tanıklık ettikleri yerel projeleri takipçilerine gösterebilmeyi, bu projeler için maddi ve manevi destek toplamayı ve gene bu bölgelerdeki medikal gelişmeleri tüm dünya ile paylaşmayı hedefliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Ftrekking.com.tr%2Fbisikletle-dunya-turuna-cikan-cift-istanbuldaydi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=80" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:80px;" allowTransparency="true"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trekking.com.tr/bisikletle-dunya-turuna-cikan-cift-istanbuldaydi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nuh’un Çiçekleri Fotoğraf Atölyesi Turu /  26 Mayıs – 02 Haziran 2012</title>
		<link>http://trekking.com.tr/nuhun-cicekleri-fotograf-atolyesi-turu-26-mayis-02-haziran-2012/</link>
		<comments>http://trekking.com.tr/nuhun-cicekleri-fotograf-atolyesi-turu-26-mayis-02-haziran-2012/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Mar 2012 21:12:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[TURİZM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trekking.com.tr/?p=4164</guid>
		<description><![CDATA[Nuh&#8217;un Çiçekleri projesi, Ağrı Dağı’nın florasını ortaya çıkarmaya çalışan bir projedir. Iğdır Valiliği himayesinde, Aralık Kaymakamlığı ve Iğdır Üniversitesi&#8217;nin yürütücülüğünde sürmektedir. Sırtçantam Fotoğraf Atölyesi, Trekking Turizm güvencesinde, ülkemizde bir ilk olan ve bundan sonra klasikleşecek bir programı yaşama koyuyor. 26 Mayıs Cumartesi: Iğdır’da buluşma ve Süreyya Çeşmesi’nde akşam çay keyfi Etkinliğimiz, Iğdır şehir merkezinde saat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://trekking.com.tr/nuhun-cicekleri-fotograf-atolyesi-turu-26-mayis-02-haziran-2012/dsc3426-srt/" rel="attachment wp-att-4165"><img class="alignnone size-full wp-image-4165" title="DSC3426 SRT" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/DSC3426-SRT.jpg" alt="" width="600" height="400" /></a></p>
<p><strong>Nuh&#8217;un Çiçekleri projesi, Ağrı Dağı’nın florasını ortaya çıkarmaya çalışan bir projedir. Iğdır Valiliği himayesinde, Aralık Kaymakamlığı ve Iğdır Üniversitesi&#8217;nin yürütücülüğünde sürmektedir. Sırtçantam Fotoğraf Atölyesi, Trekking Turizm güvencesinde, ülkemizde bir ilk olan ve bundan sonra klasikleşecek bir programı yaşama koyuyor.</strong></p>
<p><strong><a href="http://trekking.com.tr/nuhun-cicekleri-fotograf-atolyesi-turu-26-mayis-02-haziran-2012/dsc7497/" rel="attachment wp-att-4166"><img class="alignnone size-full wp-image-4166" title="DSC7497" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/DSC7497.jpg" alt="" width="596" height="397" /></a></strong></p>
<p><strong>26 Mayıs Cumartesi: Iğdır’da buluşma ve Süreyya Çeşmesi’nde akşam çay keyfi</strong></p>
<p>Etkinliğimiz, Iğdır şehir merkezinde saat 14.00’da öğle yemeği ile başlıyor. Yemekten sonra Aralık’a hareket ediyoruz. Süreyya Çeşmesi; Türkiye – İran sınırının sıfır noktasında bulunuyor. Bu büyülü çeşmenin hikâyesi çok ilginç. 1956 yılında İran Şahı Rıza Pehlevi’nin eşi Süreyya Hanım bu bölgeye gelerek bu su kaynağını görmüş ve çok hoşuna gitmiş. Bunun üzerine Şah Rıza Pehlevi de burada bir çeşme yaptırıp, çeşmeye Süreyya adını vererek Türkiye’ye hediye etmiş. Burası, çift doruklu Ağrı manzaralı, tam dört ülkenin aynı anda görülebildiği noktada, Aras’a akan Karasu’nun kenarında bulunuyor.</p>
<p><strong><a href="http://trekking.com.tr/nuhun-cicekleri-fotograf-atolyesi-turu-26-mayis-02-haziran-2012/dsc0643/" rel="attachment wp-att-4167"><img class="alignnone size-full wp-image-4167" title="DSC0643" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/DSC0643.jpg" alt="" width="596" height="397" /></a></strong></p>
<p><strong>27 Mayıs Pazar: İki Ağrı arası, Serdar Bulak Yaylası ve Rus Kışlası</strong></p>
<p>Bugünkü programımızda iki Ağrı’nın arasında bulunan Serdar Bulak Yaylası ve Rus Kışlası bulunuyor. İlk işimiz; Nuh’un Çiçekleri projesi kapsamında bulunan yeni bir tür olan ‘Ağrı Dağı Kazan Kulpu’ çiçeğini fotoğraflamak olacak. Burada geleneksel yayla yaşamı hala tüm orijinalliği ile sürüyor. Doğu Anadolu yayla yaşamının en güzel fotoğraflarını burada elde edebiliriz. Buradan kuzeye doğru bakınca; İran, Ermenistan, Aralık ve Aras Nehri ayaklarınızın altında bir manzarada olsa da, Büyük Ağrı’nın dev kütlesi insanı karınca gibi hissettiriyor.</p>
<p><strong><a href="http://trekking.com.tr/nuhun-cicekleri-fotograf-atolyesi-turu-26-mayis-02-haziran-2012/dsc9696/" rel="attachment wp-att-4168"><img class="alignnone size-full wp-image-4168" title="DSC9696" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/DSC9696.jpg" alt="" width="596" height="397" /></a></strong></p>
<p><strong>28 Mayıs Pazartesi: Aras’ın İncisi Nahçivan</strong></p>
<p>Sabah saatlerinde Iğdır Aralık Dilucu Sınır Kapısı’nı pasaportlarımızla, Aras Nehri’ni de Hasret Köprü’sü (Azeriler Ümit Köprüsü diye isimlendirmişler) vasıtasıyla geçip dost ve kardeş ülke Nahçivan’a varıyoruz. Mümine Hatun Türbesi, Ashab-ı Kehf Mağarası, Nuh Peygamber’in Türbesi, Tuz Mağarası, Halı Müzesi ve Haydar Aliyev Müzesi gezi duraklarımızı oluşturuyor.</p>
<p><strong><a href="http://trekking.com.tr/nuhun-cicekleri-fotograf-atolyesi-turu-26-mayis-02-haziran-2012/dsc7560/" rel="attachment wp-att-4169"><img class="alignnone size-full wp-image-4169" title="DSC7560" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/DSC7560.jpg" alt="" width="596" height="397" /></a></strong></p>
<p><strong>29 Mayıs Salı: Korhan Yaylası</strong></p>
<p>Ağrı Dağı’nın eteğinde bulunan Korhan Yaylası, geleneksel yayla yaşamının sürdüğü alanlardan. Bugün, Korhan Yaylası’nda bulunan ormanlık alandaki türlerle ilgili olarak çalışmalar yapacağız.</p>
<p><strong><a href="http://trekking.com.tr/nuhun-cicekleri-fotograf-atolyesi-turu-26-mayis-02-haziran-2012/dsc7376/" rel="attachment wp-att-4170"><img class="alignnone size-full wp-image-4170" title="DSC7376" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/DSC7376.jpg" alt="" width="596" height="397" /></a></strong></p>
<p><strong>30 Mayıs Çarşamba: Pamukdağı </strong></p>
<p>Pamukdağı’nın bulunduğu alan, bölgenin çiçek türünün en çok bulunduğu alan olarak dikkat çekici. Çiçek, böcek fotoğraflarına doyacağız.</p>
<p><strong><a href="http://trekking.com.tr/nuhun-cicekleri-fotograf-atolyesi-turu-26-mayis-02-haziran-2012/dsc5332/" rel="attachment wp-att-4171"><img class="alignnone size-full wp-image-4171" title="DSC5332" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/DSC5332.jpg" alt="" width="596" height="397" /></a></strong></p>
<p><strong>31 Mayıs Perşembe: Hamurkesen</strong></p>
<p>Böyle bir manzara başka bir coğrafyada da var mı bilinmez. Hamurkesen’in bulunduğu alan fotoğraf açısından müthiş. Hamurkesen, Ağrı ile Iğdır arasında, dağların içinde yaylak bir alan. Öğle yemeği, küçük bir derenin kıyısında bulunan ve eski bir değirmen yeri olan, kır lokantasında.</p>
<p><strong><a href="http://trekking.com.tr/nuhun-cicekleri-fotograf-atolyesi-turu-26-mayis-02-haziran-2012/dsc4403/" rel="attachment wp-att-4172"><img class="alignnone size-full wp-image-4172" title="DSC4403" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/DSC4403.jpg" alt="" width="596" height="397" /></a></strong></p>
<p><strong>01 Haziran Cuma: İshanpaşa Sarayı, Tendürek Geçidi ve Muradiye Şelalesi</strong></p>
<p>Bugün Iğdır’a veda ediyoruz. Yolumuz üzerinde bulunan İshakpaşa Sarayı’nı ve Muradiye Şelalesi’ni ziyaret ediyoruz. Öğle yemeği şelalenin bulunduğu yerde, şelale manzarası eşliğinde olacak. Öğleden sonra, inci kefalinin ‘uçarak’ göçüne şahit olacağız. Tüm dünyada sadece somon balığı ve inci kefalı uçarak üreme göçü gerçekleştiriyor. Van Gölü’nde yaşayan inci kefali, 2 ay süren &#8216;uçarak&#8217; sürdürdüğü üreme göçüne 15 Nisanda başlıyor. Erciş İlçesi Deliçay Balık Bendi kıyısında balıkların uçarak yaptıkları bu şölen izlemeye değer.</p>
<p><strong><a href="http://trekking.com.tr/nuhun-cicekleri-fotograf-atolyesi-turu-26-mayis-02-haziran-2012/dsc4530/" rel="attachment wp-att-4173"><img class="alignnone size-full wp-image-4173" title="DSC4530" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/DSC4530.jpg" alt="" width="596" height="397" /></a></strong></p>
<p><strong>02 Haziran Cumartesi: Van’ın Erciş İlçesi’nde bulunan Deliçay’da İnci Kefali Göçü</strong></p>
<p>Bugün yine inci kefali göçünü izleyeceğiz. Etkinliğimiz, öğleden sonra Van Ferit Melen Havalimanı’nda sona eriyor.</p>
<p><strong>Detaylar:</strong></p>
<p>Aktif katılımlı bu etkinlik; otel konaklamalıdır.</p>
<p><strong>Katılım bedeli: </strong>1.100,00- TL + KDV’dir.</p>
<p><strong>Fiyata dâhil olan hizmetler:</strong> Bu etkinlik Iğdır şehir merkezinde başlayıp (26 Mayıs 2012), Van Ferit Melen Havalimanı’nda (2 Haziran 2012) sona ermektedir. Ana ulaşımlar katılımcıya aittir. Bu etkinlik, kişi sayısına bakılmaksızın gerçekleşecektir. Katılımcıların, tur katılım bedelini ödeyip, ulaşım organizasyonlarını önceden yapabilirler. Ara ulaşımlar, TP konaklama (sabah kahvaltıları, akşam yemekleri) ve rehberlik dâhildir.</p>
<p><strong>Konaklama: </strong>Konaklamalar,<strong> </strong>Iğdır’ın Aralık İlçesi’nde, Iğdır şehir merkezinde ve Van’da olacaktır. Konaklamalar; üç yıldız ayarında otellerde gerçekleşecektir. Bu etkinlik fotoğraf odaklı bir etkinlik olup, lüks değildir. Tek kişilik odanın ekstra fiyatı günlük 50 TL&#8217;dir.</p>
<p><strong>Fiyata dâhil olamayan hizmetler: </strong>Ana yolculuk boyunca yapılan harcamalar, yurt dışına çıkış ile ilgili tüm harcamalar, öğle yemekleri ve müze – ören yeri girişleri.</p>
<p><strong>Son başvuru tarihi: </strong>21 Mayıs 2012 mesai saatleri bitimi.</p>
<p><strong>Bu Turda Gerekli Malzemeler</strong>: Yürüyüş ayakkabısı, günlük kullanım için küçük sırt çantası, matara, rüzgârlık veya yağmurluk, güneş gözlüğü ve güneş kremi ve kişisel temizlik eşyaları ve tripot.</p>
<p><strong>Başvuru: </strong>Çok özel bu etkinlik için</p>
<p><a href="mailto:sirtcantam@sirtcantam.com">sirtcantam@sirtcantam.com</a></p>
<p><a href="mailto:trekking@trekkingturizm.com">trekking@trekkingturizm.com</a></p>
<p>0 (212) 245 79 66</p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Ftrekking.com.tr%2Fnuhun-cicekleri-fotograf-atolyesi-turu-26-mayis-02-haziran-2012%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=80" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:80px;" allowTransparency="true"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trekking.com.tr/nuhun-cicekleri-fotograf-atolyesi-turu-26-mayis-02-haziran-2012/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tunç Fındık Annapurna’ya Tırmanıyor</title>
		<link>http://trekking.com.tr/tunc-findik-annapurnaya-tirmaniyor/</link>
		<comments>http://trekking.com.tr/tunc-findik-annapurnaya-tirmaniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Mar 2012 11:11:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trekking.com.tr/?p=4158</guid>
		<description><![CDATA[Yüksek irtifa dağcılığı alanındaki Türkiye’nin en başarılı ismi Tunç Fındık, yeryüzünün en tehlikeli dağı Annapurna’ya tırmanmaya hazırlanıyor. İnnova’nın resmi sponsoru olduğu Tunç Fındık, bu zorlu tırmanışı 40 günde tamamlayacak. ‘8000 metreye en fazla tırmanmış Türk dağcı’ ünvanını elinde bulunduran Milli dağcımız Tunç Fındık, yeryüzündeki en tehlikeli dağlardan biri olan Annapurna’ya (8091 metre, Nepal) gidiyor. İnnova’nın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yüksek irtifa dağcılığı alanındaki Türkiye’nin en başarılı ismi Tunç Fındık, yeryüzünün en tehlikeli dağı Annapurna’ya tırmanmaya hazırlanıyor. İnnova’nın resmi sponsoru olduğu Tunç Fındık, bu zorlu tırmanışı 40 günde tamamlayacak.</strong></p>
<p><a href="http://trekking.com.tr/tunc-findik-annapurnaya-tirmaniyor/attachment/1330681545/" rel="attachment wp-att-4159"><img class="alignnone size-medium wp-image-4159" title="1330681545" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/1330681545-620x465.jpg" alt="" width="620" height="465" /></a></p>
<p>‘8000 metreye en fazla tırmanmış Türk dağcı’ ünvanını elinde bulunduran Milli dağcımız Tunç Fındık, yeryüzündeki en tehlikeli dağlardan biri olan Annapurna’ya (8091 metre, Nepal) gidiyor. İnnova’nın sponsorluğunda zirveyi hedefleyen Fındık, ’14 x 8000 metre’ projesi dâhilinde gerçekleştireceği bu tırmanış ile listesindeki yedinci dağı da başarıyla geçmeyi hedefliyor.</p>
<p>Fındık’ın 2012 programındaki ilk tırmanış olan Annapurna, 8.091 metrelik yüksekliği ile yeryüzündeki onuncu en yüksek dağ. Hata affetmeyen dağ olarak adlandırılan Annapurna, hem teknik zorlukları, hem de bazı etaplarda çığ riski içeren tırmanış rotası ile en yüksek risk oranına sahip 8000 metrelik dağ olarak biliniyor. Himalayaların Kuzey Nepal’de yer alan zirvesi olan Annapurna’ya 2007 yılına kadar 158 zirve tırmanışı gerçekleştirilmiş; 58 kişi ise bu tırmanışlarda hayatını kaybetmişti.  Yeryüzünde en az çıkılmış 8000 metrelik dağ olan Annapurna, dağcılar arasında hata affetmeyen zirve olarak adlandırılıyor.</p>
<p>Yerel adı, Nepal’in hasat tanrıçasından gelen Annapurna’ya ilk çıkış Maurice Herzog, Lionel Terray ve Louis Lachenal gibi önemli dağcıların dâhil olduğu bir Fransız ekibince, 1950 Haziran’ında kuzey yüzü rotasından yapılmıştı. Buz ve kaya tırmanış etaplarından oluşan bu dik rotadan Annapurna’nın zirvesine ulaşmaya çalışacak olan Tunç Fındık’a bu tırmanışında İranlı dağcı Azim Geychisaz ve İsviçreli dağcı Guntis Brands’ın dahil olduğu bir ekip eşlik edecek. Annapurna tırmanışı için, 20 Mart 2012 tarihinde Nepal’in başkenti Katmandu’ya hareket edecek olan Tunç Fındık, tırmanışını 40 günde tamamlayarak,  5 Mayıs 2012 tarihinde Türkiye’ye dönmeyi planlıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Ftrekking.com.tr%2Ftunc-findik-annapurnaya-tirmaniyor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=80" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:80px;" allowTransparency="true"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trekking.com.tr/tunc-findik-annapurnaya-tirmaniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dolmabahçe’nin Çınarları</title>
		<link>http://trekking.com.tr/dolmabahcenin-cinarlari/</link>
		<comments>http://trekking.com.tr/dolmabahcenin-cinarlari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Mar 2012 19:48:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trekking.com.tr/?p=4149</guid>
		<description><![CDATA[Çınarı Yıkmak ‘… Çınarı yıkmak için baltayı köküne vururlar. evi yıkmak için sokarlar kundağı temele. Kartal uçmaz olur kanadı kırılınca. düşünebilir miyiz başımız vurulunca? Onlar köküdür memleketin, dallara yürüyen su bu kökte saklıdır. Onlar umudun temeli, onlar kanadı hürriyetin, halkın aklıdır. Kaç kere kaç yerde baltalandı kök yürümez oldu su dallar kurudu. Kırıldı kanat öldürdüler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çınarı Yıkmak</strong></p>
<p>‘…</p>
<p>Çınarı yıkmak için</p>
<p style="text-align: left;">baltayı köküne vururlar.</p>
<p>evi yıkmak için</p>
<p>sokarlar kundağı temele.</p>
<p>Kartal uçmaz olur</p>
<p>kanadı kırılınca.</p>
<p>düşünebilir miyiz</p>
<p>başımız vurulunca?</p>
<p>Onlar köküdür memleketin,</p>
<p>dallara yürüyen su</p>
<p>bu kökte saklıdır.</p>
<p>Onlar umudun temeli,</p>
<p>onlar kanadı hürriyetin,</p>
<p>halkın aklıdır.</p>
<p>Kaç kere kaç yerde baltalandı kök</p>
<p>yürümez oldu su</p>
<p>dallar kurudu.</p>
<p>Kırıldı kanat</p>
<p>öldürdüler aklı;</p>
<p>Ve sonra yolladılar insanları salhaneye.</p>
<p>Çünkü böyledir</p>
<p>asrımızın gerçeklerinden biri.’</p>
<p><strong>Nâzım Hikmet</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mart 2012 tarihinde, İstanbul, Dolmabahçe’de ki tarihi çınarlar kesildi. Yeşil ağaç kesildiğinde, hele hele yaşlı, güngörmüş ağaçlar kesildiğinde bütün duyarlı iyi insanların yüreği sızladı. Büyük ağaçlar sadece ebatları açısından değil; anıt ağaç oldukları için, tarih görmüş ağaçlar oldukları için, yaşadıklaı şehrin zihinsel bütünlüğünün bile bir parçası oldukları için (şiirlerde, şarkılarda, resimlerde) bir zenginlik, büyük  şehirlerin simgesi.</p>
<p><a href="http://trekking.com.tr/dolmabahcenin-cinarlari/dolmabahcecinarlari/" rel="attachment wp-att-4150"><img class="alignnone size-full wp-image-4150" title="dolmabahcecinarlari" src="http://trekking.com.tr/wp-content/uploads/2012/03/dolmabahcecinarlari.jpg" alt="" width="397" height="529" /></a></p>
<p>Paris’i, Londra’yı dünyanın belli başlı şehirlerini görmüş olanlarımız bilir, büyük ağaçlar, anıt ağaçlar o şehirlerin olmazsa olmaz parçaları. O ağaçları olmayan nice şehir de vardır ki, onların bir ruhu yoktur!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kesim  icraatını  yapan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, halkla ilişkiler becerisini kullanarak ve öncesinden TV’lere, basına beyanat vererek insanları bu olaya hazırlamışlardı.</p>
<p>Gerekçeleri eksoz dumanından (ve betonlaşmadan) hastalanmış ağaçların ölmekte oldukları, mantar hastalığı saldırısından çürümekte olan gövdelerinin kırılma riskinin araç trafiği için tehlike oluşturduğu gibi iddialardı.</p>
<p>Ben çevre duyarlılığı olan ama konulara çevre köktenci düşünceyle yanaşmayan bir düşünceye sahip olduğumdan, belediye görüşüne inanmak istedim, onların mutlak uzman teknik elemanları olduğunu, onların görüşüne göre bu eylemin planlandığını düşündüm.</p>
<p>Neyse sonra ağaçların kesimi ile ilgili resimler gazetelere, görüntüler TV kanallarına düşünce, dilim dilim doğranarak kesilmiş ağaçlarda, en azından kameraya kayıt edilmiş olanlarında, hiç de öyle riskli çürüme belirtisi görülmüyordu. Kesitler, canlı güçlü ağaçların gövde kesitleriydi. Kameraların tutulduğu çevreden gelip geçen halk da duruma tepkiliydi: ‘Bu ağaçların neresi çürükmüş, yıkılırmış!’ türünden fikir belirtiyorlardı. Bir evsiz bile elinde darbukasıyla,kesim ekiplerini protesto ediyordu.                                                                                                     İşte şimdi artık bu kesim işlemi konusunda, öncesinde olduğu gibi işlemin haklılığı konusunda emin olamıyorum.</p>
<p>Acaba bu ağaçların hasta kısımları temizlenip, mantar önleyici macunla ilaçlanamaz mıydı?</p>
<p>Acaba bu ağaçların içindeki yıkılma riski oluşturanlar çelik destek kafesle desteklenemez miydi?</p>
<p>Veya sadece bu riskli olanlar kesilip diğerleri bakım ve tedavi ile kurtarılamaz mıydı?</p>
<p>Acaba, acaba?</p>
<p>Bazılarımızın ağaçları pek sevmediği, en azından koruma ve sahip çıkma arzusu taşımadığı hepimizin malumu.</p>
<p>Şehirlerimiz betonla kaplandı. İnşaatçılarımız ve mülk sahipleri imar planları yüksek kat irtifası artırdıkça, bahçeleri bozup apartmanla doldurdular.</p>
<p>Kalan ufacık bahçedeki tek tük ağaç ise betona ve otopark hırsına kurban olmadı mı?                                                                                                                                               Belediye yetkilileri öteden beri kaldırımlara diktikleri fidanların halk tarafından kırıldığından, söküldüğünden yakınmazlar mı? (Bu sebeple belediyelerin zarar verilemeyecek büyüklükte erişkin olmuş ağaç dikmek zorunda kaldıkları, bu büyük fidanların ise  eskisine kıyasla kat kat fazla maliyet çıkardığı biliniyor!) Bilhassa varoş denilen, büyük şehirleri çevreleyen semtlerde bu ağaçsızlık ve dikilenlere zarar verilmesi olayı çok yaygın.</p>
<p>Populist yerel yönetimler söyleyemiyor ama bilim adamları söylüyor; halkımız ağacı pek sevmiyor. Ağaç bazılarımız için köyündeki zorlu hayatı, mücadeleyi hatırlatıyor. Şehirlerimizde yaşayan halkımızın büyük bölümü, birinci ve ikinci nesil kırsal bölgeden, köyden göç etmiş göçmenler. Geldikleri yöreler zaten Anadolu’nun büyük kesiminin bozkır doğası. Sahil kesimlerini bırakın, bütün iç ve doğu Anadolu kıraç, ağaçsız. İnsanımız çoğunluk ağaçla haşır neşir değil yani.</p>
<p>Varoşlarda yaşayan insanların; şehirlerdeki, bilhassa o şehrin bulvarlarındaki dev ağaçları neden sevmedikleri konusunda sosyoloji bilim adamları akıl yormuşlar ve açıklama getirmişler.</p>
<p>Diyorlar ki, göçmenlik zordur, henüz kasaba hayatı ile tanışmadan birdenbire büyük şehrin kucağına düşen insanlar bocalıyorlar. Geçim şartları, iş bulmak zorluğu, köyde bedelsiz aldığı bir çok şeye, örneğin ulaşıma, suya, giyim kuşama vs. bedel ödemek zorunda kalması, sıla özlemi hep güçlükler. Bunlar yetmezmiş gibi bir de kültürü, alışkanlıkları, yaşam tarzı farklı olan, kuralcı, kısıtlayıcı  bir çevreyi yadırgıyorlar. Yadırgamaktan öte sanki yabancı bir ülkeye gidince yaşanan bunalım benzeri bir yabancılaşma olgusu<strong> </strong>denilen depresif bir ruh haline düşüyorlar. Anlayamadıkları bu şehirden nefret ediyorlar.</p>
<p>Aynı bilim adamı devam ediyor: Yabancılaşma olgusu yaşayan göçmenler şehrin bulvarlarındaki dev ağaçları, o  nefret ettikleri şehirle özdeşleştirmeye başlıyorlar. Dev çınarlar onların üzerine üzerine geliyor. Bilmeden farkında olmadan o kendilerini boğan şehrin sembolü ağaçlara düşman oluyorlar!</p>
<p>İşte ağaç düşmanlığının sosyolojik açıklaması böyle. Yabancılaşma olgusu birinci nesilde başlıyor, ikinci nesilde devam ediyor, ancak üçüncü nesilde unutuluyormuş! Bu insanların şehirle barışmalarını iki nesil beklemek da çözüm değil.                                                                                                           Çünkü göç bitmiyor. Doğu’da terör olgusu, bozkırda geçim zorluğu, büyük şehirlere göçü sürekli kılıyor!</p>
<p>Sonuç: İhtimal vermek istemiyorum ama Dolmabahçe’de ki ağaç kesimi (katliam demiyorum!) gerçekten teknik bir zorunluluktan dolayı mı?</p>
<p>Yoksa yukarıda bahsettiğim büyük ağaçlardan nefret eden bir yabancılaşma olgusunun dışa vurumu mu? Kesim kararını verenler yabancılaşma olgusu altındaki insanlar mı?</p>
<p>Ben bunu bilemem, içlerinde değilim. Niyetim kimseyi suçlamak da değil. Mutlak orada rasyonel düşünen, içgüdüleriyle hareket etmeyen insanlar var! Belki tümünü kesmeyecekler. Ben şehirle ilgili idrakime kazınmış olan o ağaçların yokluğuna üzülüyorum. Yerine genç ağaçlar dikeceklerini söylüyorlar ama yüzlerce yıllık yaşanmışlık yerine konamıyor ki!</p>
<p>Ayrıca asıl büyük ağaç katliamı da kapıda!</p>
<p>Yakın zamanda Üçüncü Boğaz Köprüsü’nün yapım ihalesi açılacak. Sonrasında  köprünün ekspres yol bağlantıları için İstanbul’un kuzeyindeki orman kuşağı tahrip edilecek. Daha uzun sürede yol geldiği için kavşakların çevresinden başlamak üzere yerleşimler, yani insanlar gelecek. Trafik yoğunluğu daha da beter olacak. Gelişme uğruna doğa feda edilecek! Öf ki öff.</p>
<p>Köprü geçişlerinin trafiğe faydası olmadığı şehir planlamacılarınca öteden beri söyleniyor. Ama Üçüncü Köprü yerine Boğaziçi Köprüsü’nün altından geçen raylı tüp geçit yapılsaydı, şehir için daha yararlı olabilirdi.</p>
<p>Harem –Kumkapı raylı geçişinin halkası oluşturulur, toplu taşımacılık açısından büyük bir olay yaratılabilirdi.</p>
<p>Ama rant olmadığı için tüp geçişleri kim düşünür ki?</p>
<p>Mart 2012</p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Ftrekking.com.tr%2Fdolmabahcenin-cinarlari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=80" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:80px;" allowTransparency="true"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trekking.com.tr/dolmabahcenin-cinarlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

