İnsanoğlu eleştirmeyi pek bir sever. Karşılaştığı, hoşuna gitmediği, benimseyemediği hemen her şeyi eleştirir. Oysa eleştiriler ancak altı bilgiyle, araştırmayla, okumuş ve görmüş – geçirmiş olmakla dolu olduklarında bir anlam bütünlüğüne kavuşabilirler. Altı bu kapsamda dolu olmayan eleştiriler ise anlamsız ön yargılarımızın, öfke dolu söylemlerimizin, vazgeçemediğimiz ötekileştirmelerimizin ve bizden olmayanlara tahammülsüzlüğümüzün dışa vurumu olarak ön plana [...]
31 Aralık 2011 /
Yorum yok /
Devam

Recaizade Mahmud Ekrem, 19. yüzyıl sonlarında ‘Araba Sevdası’ eserini yazdığında, edebiyat dünyasına ilk realist romanı kazandırmakla birlikte, söz konusu eserin baş kahramanıyla toplumun uygarlaşma çabaları yolundaki içsel çelişkilerini ve tutarsızlıklarını da sunmuş oldu. Söz konusu baş kahramanımız, kendi coğrafyasının kültürel birikiminden bihaber olan, dahası bu kültürel birikimi kendi bakış açısıyla geri kalmışlık olarak yorumlayan, alafrangalığa [...]
Devamı…

Bu devirlerden binlerce, eski devirlerden onlarca sene önce, toprakların henüz nice kez sınır değiştirmediği, adı sanı bilinmez kavimlerin güçlendiklerinde hüküm verdikleri, Nuh-Nebi’den kalma sayılabilecek devirlerden birinde, aşılması güç heybetli dağlarıyla, verimli uçsuz bucaksız ovalarıyla, türlü yaratılmış hayvanın bir daldan diğer dala atlayıp da hiç yere düşmeden onlarca yol kat ettiği sık ormanlarıyla, medeniyetlerin göz dikmeye [...]
Devamı…
Son Yorumlar