Yola çıkacağımız her günün gecesini sabah çok erken kalkacağız ve erkenden yola çıkacağız parolasıyla tamamlasak da bunda pek başarılı olamadık. Bunun son örneği de Patara’da gerçekleşti. Yolculuğun artık sonlarına yaklaştıkça yürüyüşten çok motorlu taşıtları kullanma geleneğimizi de devam ettirdik Patara’dan ayrılırken. Keyifli bir kahvaltıdan sonra birazda yürümeyecek olmanın verdiği rahatlıkla ağır ağır topladık kamp eşyalarımızı. [...]
26 Mayıs 2011 /
2 Yorum /
Devam

Bütün günümüzü geçireceğimiz Patara’da güne güzel bir kahvaltıyla başladık. Buradaki kamp yerinin bize sağladığı bütün lüksleri kullanarak. Lüks dediğim aldatmasın, yanan bir ocak, bir duş ve düz bir zemin bu yolculukta sahip olunabilinecek en büyük lükslerden. Kahvaltının ardından yaklaşık 1,5 kilometrelik bir yürüyüşle Patara antik kentine ulaştık. Antik kent ziyaretinden sonra yaklaşık yarım kilometrelik bir [...]
Devamı…

Caminin bahçesindeki huzurlu uykudan sonra sabahın erken saatlerinde mükellef bir sofra karşımızda bulduk. Akşamdan imamın da yardımıyla planımızda yeni bir revize yapmış ve yolun bu kısmen eğlencesiz bölümünü farklı araçlarla geçirmeye karar vermiştik. Kararımızda ki en büyük etken ise günden güne iyice ısınan hava, yürüyüş dönüşü hiç dinlenmeden işe başlayacak olmak ve küçük yolcumuz oldu. [...]
Devamı…

Güneş ardımızdaki tepelerin üzerine henüz çıkmamıştı gözlerimi açtığımda. Konakladığımız yerden belki de bütün yolun en güzel manzaralarından biriyle sabaha merhaba dedim. Karşımda çizgi halinde belli belirsiz ışıklarıyla Rodos. Bu taze sabah ve kahvaltı ardından yola düşme vakti geldiğinde ilk sürprizimizle karşılaştık. Kapısının önünde konaklamamıza izin veren köylü akşam böyle bir şeyden bahsetmemiş olmasına karşın sabah [...]
Devamı…

Bir günlük dinlenmenin ardından sabah çok da erken denemeyecek bir saatte yola koyulduk. Rota kitaplarına göre zorlu bir Kabak Koyu’ndan tırmanış. Ancak çevredeki yerlilere göre sıkı adımlarla 3 – 3,5 saat arasında alınabilecek bir mesafe. İnsan başta önünü dağlara verdimi gerçektende aşılmazmış gibi duruyor. Kahvaltının ardından ormanlık bir araziden girdik vadinin iç taraflarına doğru. Yol [...]
Devamı…

Yolculuğun üçüncü gününü hiçbir şey yapmadan büyüsüne kapıldığımız Kabak Koyu’nda geçirmeye karar verdik. Gün içinde de miskin miskin denize girmekten, bira içmekten ve güneşlenmekten başka bir şey yapmadık. Hem bütün bir senenin yorgunluğunu, hem iki günlük yürüyüş yorgunluğunu attık, hem de yolun buradan sonraki kısmı için enerji depoladık.
Devamı…

İkinci günün sabahı bizim için saat 07.00 civarında başladı. Yaylı yataklarına, yumuşak yastıklarına alışkın ekip için gecenin haliyle zorlu geçtiğini söyleyebilirim. Küçücük çadırların içinde sert ve kısmen pürüzlü toprak zemin üstünde üstelik dağ başında uyku alışkın olmayanlar için pek de kolay değil. Kendi payıma ve küçük yolucunun adına, biz yattığımız yeri biledik diyebilsem de, çadırdan [...]
Devamı…

Her şey Moda’da evimizde mutlu mesut otururken bize rahatın batmasıyla başladı. Acaba yapabilir miyiz? Yapamaz mıyız? Tartışmalarından sonra, yapabileceğimize kanaat getirip araştırmalarımızı yapmaya başladık. Yola çıkacak ekip belki de böyle bir rota için en uygun olmayan ekipti. Şehir yaşamına ve rahatına alışmış 4 yetişkinin yanı sıra 4 yaşında bir de küçük gezgin. İlk başta onun [...]
Devamı…
Son Yorumlar