Ana sayfa » Kategori bazında arşiv » GÜNCELER

Dönüş Yolu

2 Ocak 2011 Nemrut’ta yılın ilk günü olmanın keyfini yaşadıktan sonra, dönüş yolunun zor geçeceği belli idi. Ayrılıklar her zaman zordur. Ama dönmek demek; yeni bir maceraya atılmanın ilk hareketi demek benim için. Kommagene eserlerinin bulunduğu milli park alanına tekrar ziyarette bulunduk. İlk geldiğim günden farklı olarak daha açık bir hava vardı. Ama ben sisli [...]

1 Ocak 2011 Yeni bir yıla başka bir coğrafyada uyanmanın heyecanı, soba eşliğinde kral bir kahvaltı ve Nemrut’un doruğuna doğru yola çıkış. Masmavi bir gökyüzü ve dört yanı saran kar örtüsü. Yürüyorduk Hacı Abi ve küçük gurubumuzla. Ben zaten kendimi bildim bileli yürüyorum. Çocukken okula gitmek için yaz – kış patikalarda yürürdüm. 35 yılda değişen [...]

Devamı…

31 Aralık 2010 Adıyaman Havalimanı’nda sevgili dostum – büyüğüm Hacı Alan ve yeğeni Salih beni karşıladığında günün ilk saatleri idi. Sarmaş dolaş olduktan sonra ilk çorbacıya çektik kürekleri. Toros Sıra Dağları silsilesinde, Ankar Dağları’nın Nemrut doruğu selamlıyordu beni uzaklardan. Çok değil 24 saat sonra kavuşacaktık karlar altındaki doruklarla. Bu kaçıncı Nemrut seferim olmuştu anımsayamadım. Kahta’da [...]

Devamı…

Direniş Çukuru

Yorum yok

22 Mayıs 2011 Gece geç saatlere kadar polisin daha ne kadar burada kalacağımızı soran ve dağılmamızı isteyen yaklaşımına ‘Direniş Çukuru’nda oturmaya devam ederek’ cevap verdik. Çadırları çukurun içine kurduk. Polisin çadır kurmamızı engellemeye çalışması hatta çadırlarımızdan birini kırması karşısında çadırları çekmeyeceğimizi yineledik. Bizde zorla yapılan hiçbir edim yoktu. Biz sevgiyle, saygıyla yapıyorduk ne yapıyorsak. Yürüme [...]

Devamı…

21 Mayıs 2011 Tavşançalı’dakine benzer bir toplanma Gölbaşı’nda çoğalarak devam etti. Starpet’in bahçesinde yuvarlak bir şekilde konumlandırılan insanlardan kimi sandalyelerde, kimi yerde, kimi de ayaktaydı. Gerilim burada da devam etti. Konuşulmayanların, söylenmeyenlerin arkasındaki şey burada da insanların arasında dolaştı durdu. Üzerinde anlaşılamayan konu kimi grupların ertesi gün önceden belirlenmiş ve duyurulmuş Ankara Kurtuluş Parkı’nda saat [...]

Devamı…

Kervanlar Buluşuyor

1 Yorum

16 Mayıs 2011 Uzun upuzun bir yemek masasıydı etrafında toplandığımız. Yemekler uzun bir süre masadaydı, insanlar da. Ben bir çorba içip kalktım, dışarıda açık havada bir çay içmek daha iyi gelecekti. Antalya’dan Emel vardı yanımda. İşini gücünü bırakıp gelmişti, benim de çorbada tuzum bulunsun, bir katkım olsun diyerek. Onunla olmak güzeldi. Dostluğu güzeldi. İnsanlar güzeldi, [...]

Devamı…

15 Mayıs 2011 Gece Güney Ege Kervanı katılmış bize. Arkadaşlardan bazıları bizi misafir eden otelde konaklamış, bazıları da çadır kurmuş atlarının yanına. Sabah buluştuk. Berkay, Ayşegül, Cengiz, İbrahim, Oğuzhan ve şimdi adını sayamadığım bir sürü dost. Atlarıyla, at arabalarıyla bulunduğumuz yeri şenlik meydanına çevirdiler ve havayı değiştiriverdiler. İçimdeki kara da dağılır gibi oldu biraz. Hep [...]

Devamı…

14 Mayıs 2011 Sabah kahvaltıyı Ayhan getirdi. Bir taraftan hazırlanıyor, bir taraftan da akşam konuştuğumuz gibi kolumdaki sedefi yazmaya çalışıyordu. ‘’İyileşecek’’ dedi. ’’Etrafını çeviriyorum.’’ Cihanbeyli’ye 18 km var. O da demek oluyor ki bugün 18 km yürüyeceğiz. Hava kapalıydı ve her an yağmur indirecekmiş gibi bir hali vardı. Yarım saat sonra kahvaltıyı yapmış ve hazırlanmış [...]

Devamı…

13 Mayıs 2011 İşte develer bizimle birlikte yürürken onların da duyguları olduğunu, bizler gibi hayvanların da bir can taşıdığını, suya, yiyeceğe onlarında ihtiyacı olduğunu anlatmak istiyor. En önemlisi de her hayvan bir evrim taşıyıcısıdır. Varoluşunun bir anlamı ve mesajı vardır. Kendi sessiz dünyalarında başka başka anlamlar vardır. İnsan konuşmayı bir üstünlük saymasın! Bilgelik sessizliktedir. Davranıştadır. [...]

Devamı…

10 Mayıs 2011 Ertesi sabah dünkü yağmurlu hava yerini açık ama serin bir havaya terk etmişti. Tam yürüyüş havasıydı. Sabah er vakitte yeniden yola düştüğümüzde tarlalarda çıkan minik koyu yeşile çalan rengi ile acıyavşanlar dikkatimi çekiyordu hep. Annem hep anlatırdı. Küçükken bizi bu otla büyütmüş. Karnımız ağrıdığında, betimiz benzimiz soluk olduğunda, zayıf düştüğümüzde, hatta sinirle [...]

Devamı…